LÜKS EVLER
AARON PAUL & LAUREN PAUL: LÜKS, DOĞAYLA İÇ İÇE BİR HAYATA DÖNÜŞTÜĞÜNDE
Idaho’daki evlerini kendi sözlerinden dinliyoruz.
“İnsan buraya geldiğinde sanki büyük bir nefes alıyor. Her şey çok sakin ve huzurlu.”
Aaron Paul ve Lauren Paul’un Idaho’daki evleri, gösterişli bir “lüks ev” anlayışından çok farklı bir hikâye anlatıyor. Yaklaşık üç yıl süren yapım sürecinin ardından tamamlanan ev, onların doğayla kurduğu ilişkinin ve birlikte yaşama biçimlerinin bir uzantısı olarak tasarlanmış.
“Sanki hep burada olmuş gibi hissetsin istedik.”
Evin ana fikri daha ilk cümlelerde ortaya çıkıyor.
Aaron Paul, evin yeni yapılmış olmasına rağmen “sanki sonsuza dek burada olmuş gibi” hissettirmesini istediklerini anlatıyor.
Bu nedenle evin yapımında Wisconsin’deki Amish topluluğu tarafından yaklaşık 120 yıl önce inşa edilmiş üç ahırın ahşaplarını kullanmışlar.
Ahşap sökülüyor, Idaho’ya taşınıyor ve yeni evin yapısına yeniden hayat veriyor.
Evin taşları ise Montana’dan geliyor.
Hatta salondaki büyük taşlardan biri yaklaşık 26.600 pound, yani yaklaşık 12 ton ağırlığında.
Bu evde malzeme sadece dekorasyon değil.
Malzemenin bir geçmişi var.
Sabah kahvesi, şömine ve nehir
Burası evin ana buluşma alanı.















Aaron ve Lauren’in her sabah kahvelerini içtiği, tavla oynadığı, kitap okuduğu ve dışarıdaki kar yağışını izlediği yer.
Pencereden nehir, ağaçlar ve geyikler görünüyor.
Mahallede yaşayan iki siyah ayıdan da söz ediyorlar.
Lauren’in anlatımıyla burası insana “büyük bir nefes alma” hissi veriyor.
Belki de bu evin en önemli lüksü tam olarak burada:
Manzaranın kendisi.
Lüksün malzemesi: Ahşap, taş ve beton
Mutfakta ise yaklaşım oldukça sade.
Çok fazla malzeme kullanmak istememişler.
Ahşap. Taş. Beton.
Evin temel malzeme paleti bunlardan oluşuyor.
Buzdolabı bile mutfağın geri kalanına karışacak şekilde tasarlanmış.
Bu yaklaşım, evin farklı bölümlerinde de devam ediyor.
Tezgâhların tamamında beton kullanılmış.
Bazı taşlar ise Aaron’un farklı yerlerde bulduğu özel parçalar.
Lauren, Aaron’un sürekli taş aradığını ve arabada giderken telefonundan ona taş fotoğrafları gösterdiğini anlatıyor.
Yani burada malzeme seçimi yalnızca bir tasarım kararı değil.
Bir keşif hikâyesi.
Ev biraz da onların karakteri
Çift, aynı zevklere sahip olduklarını söylüyor.
Koyu tonları, doğal malzemeleri ve biraz sıra dışı, hatta “ürkütücü” sayılabilecek sanat eserlerini seviyorlar.
Evdeki detaylar da bunu gösteriyor.
Peacock yani tavus kuşu teması, özel objeler, eski baskılar, sanat eserleri…
Evin adı bile bu kişisel hikâyeden geliyor:
Camp Pretty Bird
Böylece ev, yalnızca güzel görünen bir yapı olmaktan çıkıyor.
Sahiplerinin hikâyesini anlatan bir yere dönüşüyor.
DOĞAYI SEYRETMEK DEĞİL, DOĞANIN İÇİNDE YAŞAMAK
Yatak odasının yeri özellikle nehre mümkün olduğunca yakın seçilmiş.
Sabahları dışarıdaki geyikleri izlemek için.
Sonbaharda tepenin renk değiştirmesini, kışın karı, yazın başka bir doğayı görmek için.
Aaron’un Idaho ile ilişkisi de çocukluğuna dayanıyor.
Idaho’da doğmuş; büyürken büyükannesinin ve büyükbabasının şehrin dışında yaptığı A-frame kulübeye giderek zaman geçirmiş.
Bu nedenle bu ev, onun için yalnızca yeni bir yaşam alanı değil.
Çocukluğunun manzarasına geri dönüş gibi.
Bir ağacın ikinci hayatı: Sauna
Evin en dikkat çekici bölümlerinden biri sauna.
Buradaki ahşap, yerel göllerden birinin dibinden çıkarılmış bir ağaçtan geliyor.
İlk başta bu ağacı yemek masasına dönüştürmeyi düşünmüşler.
Ancak kurutulup kesildiğinde nasıl göründüğünü görünce fikrini değiştirmişler.
Ve ağacın yeni hayatı sauna olmuş.
Sedirdan yapılan bölüm, doğal kokusuyla birlikte dışarıdaki manzaraya bağlanıyor.
Aaron burada otururken dışarıdan geçen geyikleri izlediğini anlatıyor.
**Ahşap burada yalnızca bir malzeme değil.
Bir manzara, bir hatıra ve bir deneyim.**
Evin içinde başka bir dünya: Raven’s Den
Evin her bölümü aynı karakterde değil.
Çift, bir alanı özellikle tamamen farklı bir atmosfer yaratmak için tasarlamış:
The Raven’s Den
Daha karanlık, daha gizemli, daha “speakeasy” hissinde.
Poker oynuyorlar, oyun oynuyorlar, mumlar yakıyorlar.
Bir başka bölüm ise medya odası.
İlk izledikleri film The Shining.
Sonrasında çocuklarla birlikte Frozen izlemeye dönüşüyor.
Çünkü bu ev yalnızca yetişkinlerin zevklerini değil, birlikte yaşanan hayatı da içine alıyor.
LÜKSÜN YENİ TANIMI
Aaron Paul ve Lauren Paul’un evi bize başka bir lüks anlayışı gösteriyor:
Lüks her zaman daha büyük olmak zorunda değil.
Daha çok oda, daha pahalı mobilya veya daha gösterişli yüzeyler anlamına gelmek zorunda da değil.
Bazen lüks;
bir nehir kenarında uyanmak,
kar yağışını izlemek,
120 yıllık ahşaba dokunmak,
bir ağacın ikinci hayatına tanık olmak,
saunadan geyikleri seyretmek,
telefonun çekmediği bir yerde oturmak
ve sevdiklerinizle aynı masanın etrafında toplanabilmek.
Aaron ve Lauren Paul’un Idaho’daki evi tam da bunu anlatıyor:
LÜKS = DOĞAYLA KURULAN İLİŞKİ
Ve belki de Yeni Lüks, doğadan daha fazla uzaklaşmak değil;
ona yeniden yaklaşmanın yollarını bulmak.
#LÜKSEVLER
#AaronPaul #LaurenPaul #Idaho #LuxuryHome #NewLuxury #YeniLüks #LuxuryArchitecture #InteriorDesign #Architecture #HomeDesign #NaturalMaterials #WoodArchitecture #TimelessDesign #QuietLuxury #NatureLiving #WellnessLiving #BiophilicDesign #SustainableDesign #Ahşap #DoğalMalzemeler #DoğaylaYaşam #Lüks #Mimari #İçMimari #Archimade



