Ana SayfaGaleriZeynep Akgül: MARANGOZLUK YAPACAĞIMA İNANDIM

Zeynep Akgül: MARANGOZLUK YAPACAĞIMA İNANDIM

AHŞABIN KADIN USTALARI

Zeynep Akgül: “Kadınsın, Yapamazsın” Dediler. O, Yedi Ülkeye İhracat Yaptı.

Bizim Sivas kentin yerel basın organı Editörü Enes Bulut’un yaptığı haberler ile kadın marangoz Zeynep Akgül’ün öyküsü 10 Temmuz 2025 ve 22.10.2025 tarihlerinde duyuldu. Daha sonra Yönetmen Metehan Şahin’in imzasını taşıyan belgesel film, “Ustanı Çağır” çekildi.. Film, Sivas Ata Sanayi Sitesi’nin gerçekçi atmosferinde çekildi; talaş kokuları arasında kendi hikayesini yazan kadın marangoz Zeynep Akgül’ün günlük yaşamını, karşılaştığı zorlukları ve bu zorlukların üstesinden gelişinin anlatıldığı film 2025 Amasya Film Şenliğinde dereceler aldı.. Bu içerikte Zeynep Akgül’ün yaşam ve meslek hikâyesine ilişkin bilgiler, İhlas Haber Ajansı’nın 16 Ağustos 2025 tarihli “Kadınsın yapamazsın’ dediler, 7 ülkeye ihracat yapıyor” başlıklı haberinde yer alan açıklamalardan yararlanılarak derlenmiştir. Haberin muhabirleri Yunus Çiftci ve Ali Aydın olarak belirtilmiştir.

.Bazı mesleklerin adı yıllarca erkeklerle birlikte anıldı. Marangozluk da bunlardan biriydi

Testere, kesim makinesi, dört metrelik kereste, zımpara, vida, ölçü…

Atölyenin ağır işleri…

Ama Sivas’ta 26 yaşındaki Zeynep Akgül, bütün bu ezberlerin arasından kendi yolunu açtı.

Bugün yalnızca marangozluk yapmıyor.

Kendi atölyesinde üretim yapıyor ve ürünlerini 7 ülkeye gönderiyor.

Suudi Arabistan, Bahreyn, Katar, Irak, Kuveyt, Birleşik Arap Emirlikleri ve Umman…

Bir zamanlar kendisine “Kadınsın, yapamazsın” denilen Zeynep Akgül’ün ürünleri bugün Türkiye sınırlarının dışına çıkıyor.

Bu hikâye tam da bu yüzden “Ahşabın Kadın Ustaları” serisinin hikâyelerinden biri.


BİR MARANGOZ ATÖLYESİNE ÇIRAK OLARAK GİRDİ

Zeynep Akgül’ün marangozluk hikâyesi pandemi döneminde başladı.

Başlangıçta amacı marangoz olmak değildi.

Babasıyla birlikte vakit geçirmek için atölyeye gidiyordu.

Önce sadece izledi.

Sonra yerleri süpürdü.

Çırak gibi dolaştı.

İşin nasıl yapıldığını anlamaya çalıştı.

Ardından zımpara yapmaya ve vida atmaya başladı.

Yani ustalık bir anda gelmedi.

Adım adım geldi.

Önce gözlemledi.

Sonra denedi.

Sonra öğrendi.

Ve bir gün atölyede tek başına kaldı.

İşte hikâyenin kırılma noktası da burasıydı.

Zeynep Akgül, kendi ifadesiyle:

“Ama yapabileceğime inandım.”


USTALIK BİR GÜNDE GELMİYOR

Zeynep Akgül marangozluğu yalnızca bir ustanın yanında geleneksel yöntemlerle öğrenmedi.

Videolar izledi. Makineleri kullanmayı öğrendi.

İşin ustalarıyla konuştu. Komşu esnaflara sordu. “Bu iş nasıl yapılır?” diye diye öğrendi.

Bu cümle aslında iyi bir ustalığın en önemli taraflarından birini anlatıyor:

Merak.

Çünkü zanaat yalnızca el becerisiyle gelişmiyor. Sormak gerekiyor. Bakmak gerekiyor. Denemek gerekiyor.

Hata yapmak gerekiyor. Ve yeniden yapmak gerekiyor. Zeynep Akgül’ün hikâyesinde de ustalık, tam olarak böyle oluşuyor.


“USTANI ÇAĞIR”

Bir marangoz atölyesine gelen müşterinin karşısında genç bir kadın gördüğünü düşünün.

İlk soru ne oluyor? “Bunu siz mi yapıyorsunuz?” Ardından: “Çalışan başka biri var mı?” “Babanız mı yapıyor?”

“Çırak mısınız?”

Ve bazen: “Ustanı çağır.” Zeynep Akgül bu cümleyle defalarca karşılaştığını anlatıyor. Ama onun cevabı tartışarak değil, işini yaparak geliyor. Çünkü atölyede kimin usta olduğunu söyleyen bir tabela yok. Bunu işin kendisi söylüyor.


DÖRT METRELİK AĞAÇ

Zeynep Akgül’ün anlattığı bir ayrıntı, marangozluğun fiziksel tarafını da ortaya koyuyor.

Dört metrelik bir ağacı makinesinin üzerine kendisi kaldırıyor.

Kesiyor.

Parçalara ayırıyor.

Temizliyor.

Zımparalıyor.

Birleştiriyor.

Vidalarını atıyor.

Ve bütün bu süreci tek başına tamamlıyor.

Burada mesele yalnızca fiziksel güç değil.

Çünkü Akgül’ün de ifade ettiği gibi marangozluk aynı zamanda ölçü, matematik, dikkat ve teknik bilgi gerektiriyor.

Gücün de zaman içinde geliştiğini söylüyor.

Başlangıçta gözünde büyüttüğü işin, öğrenmeye başladıkça yapılabilir olduğunu fark ediyor.

Ve belki de hikâyenin en önemli cümlesi burada ortaya çıkıyor:

“Çok zor bir iş ama altından kalkılamayacak bir iş değil.”


BİR ATÖLYE, BİR KADIN, BİR MESLEK

Zeynep Akgül sabah erkenden atölyesine geliyor.

Bütün gününü burada geçiriyor.

İşi olmasa bile atölyesinde oturuyor.

Komşu esnaflarla sohbet ediyor.

Çayını içiyor.

Ve günün sonunda yaptığı işin karşılığını alıp evine gidiyor.

Bu görüntü aslında çok tanıdık.

Türkiye’nin herhangi bir kentindeki küçük bir esnaf dükkânında görebileceğimiz sıradan bir hayat.

Ama Zeynep’in hikâyesini farklılaştıran bir ayrıntı var:

Bu atölyede bütün üretim sürecini tek başına yürüten genç bir kadın var.


7 ÜLKEYE GİDEN AHŞAP

Hikâyenin belki de en dikkat çekici bölümü burada başlıyor.

Zeynep Akgül bugün ürettiği ahşap işçiliği ürünlerini Türkiye’nin dışına gönderiyor.

Ürünlerinin ulaştığı ülkeler arasında:

Suudi Arabistan
Bahreyn
Katar
Irak
Kuveyt
Birleşik Arap Emirlikleri
Umman

bulunuyor.

Yani Sivas’taki bir marangoz atölyesinde başlayan üretim, bugün farklı ülkelerdeki müşterilere ulaşıyor.

Bu yalnızca bir kadın marangoz hikâyesi değil.

Aynı zamanda küçük bir atölyenin üretimden ihracata uzanan hikâyesi.


“ALNIMIN TERİYLE PARAMI KAZANIYORUM”

Zeynep Akgül’ün anlattığı hayatın belki de en güçlü tarafı gösterişsizliği.

Sabah dükkânı açmak.

Makinenin başına geçmek.

Ölçü almak.

Kesmek.

Zımparalamak.

Birleştirmek.

Sipariş hazırlamak.

Müşteriyle konuşmak.

Ve günün sonunda kendi emeğinin karşılığını almak.

Akgül bunu çok sade bir cümleyle ifade ediyor:

“Alnımın teriyle paramı kazanıyorum.”

Aslında “Ahşabın Kadın Ustaları” serisinin temelinde tam da bu var.

Üretmek.

Emek vermek.

Bir meslek öğrenmek.

Kendi ayaklarının üzerinde durmak.

Ve yaptığı işi iyi yapmaya çalışmak.


KADIN USTALIĞI DEĞİL, USTALIK

Zeynep Akgül’ün hikâyesini yalnızca “kadın marangoz” başlığı altında anlatmak eksik kalabilir.

Çünkü onun hikâyesinde kadın olmak kadar önemli başka bir kelime var:

Usta.

Kadın olduğu için değil.

Bir işi öğrendiği, yaptığı, geliştirdiği ve ürettiği için.

Bu nedenle “Ahşabın Kadın Ustaları” serisi, kadınları yalnızca alışılmışın dışında bir meslek yaptıkları için göstermiyor.

Onların ustalıklarını görünür kılmak istiyor.

Çünkü marangozlukta cinsiyetten önce başka şeyler var:

Ölçü.

Sabır.

Dikkat.

Teknik bilgi.

El becerisi.

Deneyim.

Ve emek.


BİR KIZ ÇOCUĞU İÇİN YENİ BİR İHTİMAL

Zeynep Akgül’ün hikâyesinin başka bir anlamı daha var.

Bir genç kadın bugün bir marangoz atölyesine girip,

“Ben de bunu yapabilirim.”

diyebiliyorsa,

burada yalnızca bir meslek hikâyesi anlatılmıyor.

Bir ihtimal yaratılıyor.

Çünkü mesleklerin cinsiyeti olduğuna dair eski kabuller, onları yapan insanların hikâyeleriyle değişiyor.

Dün “kadınsın, yapamazsın” denilen bir iş,

bugün genç bir kadın tarafından yapılıyor.

Üstelik Sivas’taki bir atölyeden çıkan ürünler,

7 farklı ülkeye ulaşıyor.


AHŞABIN KADIN USTALARI

Fatma Yoldaş.

Sare Kaya İrgali.

Ve şimdi Zeynep Akgül.

Üç farklı kadın.

Üç farklı hayat.

Üç farklı ustalık hikâyesi.

Ama ortak bir cümle:

“Yapabilirim.”

Zeynep Akgül’ün hikâyesi bize marangozluğun yalnızca bir erkek mesleği olmadığını anlatmaktan daha fazlasını söylüyor.

Bize bir mesleğin nasıl öğrenildiğini anlatıyor.

Çıraklıktan ustalığa giden yolu gösteriyor.

Bir atölyenin nasıl bir işe dönüştüğünü gösteriyor.

Ve en önemlisi, bir insanın kendisine verilen sınırları kabul etmek yerine kendi sınırını kendisinin belirleyebileceğini gösteriyor.

Sivas’taki o atölyede bugün testere sesi duyuluyor.

Ahşap kesiliyor.

Zımpara yapılıyor.

Parçalar birleşiyor.

Siparişler hazırlanıyor.

Ve bazıları binlerce kilometre uzağa gidiyor.

Bir zamanlar “Kadınsın, yapamazsın” denilen o atölyeden…

7 ülkeye ahşap gidiyor.

Belki de hikâyenin en güzel tarafı şu:

Zeynep Akgül artık “yapabilir miyim?” diye sormuyor.

Yapıyor.

Ve yaptığı iş, sınırları aşıyor.


KAYNAK

Bu içerikte Zeynep Akgül’ün yaşam ve meslek hikâyesine ilişkin bilgiler, İhlas Haber Ajansı’nın 16 Ağustos 2025 tarihli “Kadınsın yapamazsın’ dediler, 7 ülkeye ihracat yapıyor” başlıklı haberinde yer alan açıklamalardan yararlanılarak derlenmiştir. Haberin muhabirleri Yunus Çiftci ve Ali Aydın olarak belirtilmiştir

#AhşabınKadınUstaları #ZeynepAkgül #KadınUsta #KadınMarangoz #KadınMarangozlar #AhşapUstası #AhşapSanatı #Ahşapİşçiliği #Marangozluk #KadınEmeği #KadınGücü #Ustalık #Zanaat #ElEmeği #Ahşap #AhşapEv #AhşapMimari #GelenekselUstalık #KadınlarınEmeği #ÜretenKadınlar #UstaKadınlar #AhşapYaşam #Woodworking #WomenInWoodworking #WomenWoodworkers #WoodCraft #Woodworker #LKS
.

BENZER İÇERİKLER

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

REKLAM

spot_imgspot_imgspot_imgspot_img

Son Eklenenler