Ana SayfaÇevreRamaytush Ohlone halkının devredilmemiş ata toprakları; SAN FRANCİSCO'DA BİR KEPENKTE, APACİ BİR...

Ramaytush Ohlone halkının devredilmemiş ata toprakları; SAN FRANCİSCO’DA BİR KEPENKTE, APACİ BİR KADIN “ASIL EV SAHİBİ” YAZIYOR. ÖNÜNDE İSE BİR EVSİZ…

Yazarımız Ender Özışık yayınımızın galeri Bölümünde yer alam “Mimar Gözümden San Francisco” resim albuminde bir vitrine yapılmış (Mural art → Büyük ölçekli duvar sanatı) Douglas Miles’ın 2021 tarihli “Original Landlord” adlı çalışması ve 1007 Market Street’teki Luggage Store’un kepenginde bulunuyor. Original Landlord ifadesi “Asıl Ev Sahibi” sorgulanıyor. Çünkü bugün San Francisco Belediyesi açıkça, kentin Ramaytush Ohlone halkının geleneksel ve devredilmemiş toprakları üzerinde bulunduğunu kabul ediyor. Şehrin bugünkü topraklarında Yelamu adlı Ramaytush Ohlone topluluğunun yaşadığı da resmi kaynaklarda belirtiliyor.


KİMİN KENTİ, KİMİN EVİ?

Bir San Francisco muralinden mülkiyetin, hafızanın ve kentin görünmeyen hikâyesi Ender Özışık’ın San Francisco’yu mimar gözüyle resimlediği kent serisinde şu gerçek ortaya çıkıyor:

Turistik kartpostalların dışında kalan bir San Francisco var.

Bir kentin fotoğrafını çektiğimizde çoğunlukla onun göstermek istediği yüzü görürüz.

Gökdelenler. Köprüler. Meydanlar. Tarihi yapılar. Renkli sokaklar. Kafeler. Vitrinler.

Oysa bazen kentin en çok şey anlatan yüzü,

Kentin yüzü vitrinlerinde değil, kaldırımlarında belirir.

Ender Özışık’ın objektifinin yakaladığı bir San Francisco görüntüsü, tam da bu nedenle yalnızca bir sokak fotoğrafı olmaktan çıkıyor.

Bir kepenk üzerinde dev bir yerli figür. Altında bir insan. Ve o kepengin üzerinde iki kelime: ORIGINAL LANDLORD Asıl ev sahibi.

Eser, San Carlos Apache sanatçısı Douglas Miles’ın 2021 tarihli “Original Landlord” çalışmasıdır ve San Francisco’da 1007 Market Street’teki Luggage Store’un kepenginde yer alır.

İlk bakışta bir mural art. Biraz daha dikkatli bakınca ise bir kent sorusu. Ve belki de biraz daha uzaktan bakınca:

Bir mülkiyet tartışması.


ASLINDA KİM EV SAHİBİ?

İngilizcede landlord, ev sahibi demektir. Ama Original Landlord dediğinizde kelime bir anda başka bir yere gider:

İlk ev sahibi kimdi? Bugünkü San Francisco’nun sahibi kim? Tapusu kimde? Binanın sahibi kim?

Arsanın sahibi kim? Peki bütün bunlardan önce… Toprağın sahibi kimdi?

San Francisco Belediyesi’nin kendi planlama belgelerinde bugün açıkça kabul ettiği üzere kent, Ramaytush Ohlone halkının devredilmemiş ata toprakları üzerinde bulunuyor. Belediye, Ramaytush Ohlone’yi San Francisco Yarımadası’nın ilk sakinleri ve bu toprağın yerli koruyucuları olarak tanımlıyor.

Bu bilgi, muraldeki “Original Landlord” ifadesini bambaşka bir yere taşıyor. Çünkü mesele artık yalnızca bir duvar resmi değil.

Mülkiyetin başlangıcını sormaya başlıyoruz.


MAL SAHİBİ, MÜLK SAHİBİ… PEKİ NERDE İLK SAHİBİ?

Türkçede çok eski ve çok güçlü bir söz vardır:

“Mal sahibi, mülk sahibi, hani bunun ilk sahibi?
Mal da yalan, mülk de yalan; var biraz da sen oyalan.”

San Francisco’daki bu görüntüyü bu sözün içinden okumak ilginç. Çünkü modern kent bize mülkiyetin çok kesin olduğunu öğretir.

Tapular vardır. Parseller vardır. Binalar vardır. Katlar vardır. Kiracılar vardır. Ev sahipleri vardır.

Gayrimenkul değerleri vardır. Metrekare fiyatları vardır. Ve bütün bunların üzerine kurulu dev bir ekonomik sistem vardır.

Fakat tarih biraz geriye çekildiğinde soru değişir:

Bu toprakların ilk sahibi kimdi? Daha da geriye gidersek: İnsanın toprağın sahibi olabileceği fikri nereden çıktı?

Ve en sonunda: Bir insan gerçekten toprağın sahibi olabilir mi?


KİM KİRACI , KİM EV SAHİBİ ?

Muralin adı bu nedenle çok çarpıcıdır. Original Landlord. Asıl ev sahibi. Fakat fotoğrafın alt kısmına baktığımızda başka bir kavramla karşılaşıyoruz: Evsiz. Duvarın üzerinde “asıl ev sahibi” vardır. Kaldırımın üzerinde ise evi olmayan bir insan.

Bu ikisinin aynı kadrajda bulunması sanatçının bu kişiyi özellikle oraya yerleştirdiği anlamına gelmez. Fotoğraftaki insanın kim olduğunu, neden orada bulunduğunu veya eser hakkında ne düşündüğünü bilmiyoruz.

Ama fotoğrafın oluşturduğu görsel karşıtlık çok güçlüdür. Bir tarafta: TOPRAK. Diğer tarafta: MÜLK.

Bir tarafta: EV SAHİBİ. Diğer tarafta: EVSİZ. Ve ikisinin arasında: KENT.

İşte mimarın bakışı burada başlıyor.


KENTİN SAHİBİ KİM?

Kent yalnızca binaların toplamı değildir. Kent, mülkiyet ilişkilerinin de mekâna yansımasıdır.

Bir arsanın değeri vardır. Bir binanın değeri vardır.

Bir dairenin kirası vardır. Bir meydanın kullanım hakkı vardır.

Bir kaldırımın kamusal niteliği vardır. Ve bütün bunların arasında insan vardır.

Fakat insanın kent içindeki konumu her zaman aynı değildir.

Kimisi kentin bir binasına sahiptir. Kimisi o binada kiracıdır.

Kimisi o binanın önünden geçer. Kimisi o binada çalışır.

Kimisi ise geceyi o binanın önündeki kaldırımda geçirir. Aynı kent. Aynı sokak. Aynı kaldırım. Ama aynı kent hakkı değil.


SAN FRANCISCO’NUN ÇELİŞKİSİ

San Francisco, dünyanın yenilik, teknoloji ve girişimcilik merkezlerinden biri olarak biliniyor.

Ama kentin başka bir yüzü de var. Sokak yaşamı. Barınma sorunu. Gelir farklılıkları. Kamu alanının nasıl kullanılacağına ilişkin tartışmalar.

Bu nedenle Ender Özışık’ın fotoğrafındaki görüntüyü yalnızca “Amerikan kentindeki evsizlik” olarak okumak da yetersiz kalır.

Daha büyük bir soru vardır:

Ekonomik olarak başarılı bir kent, sosyal olarak ne kadar başarılıdır?

Ve bunun mimarlıkla ne ilgisi vardır? Belki de çok.

Çünkü mimarlık, toplumun ekonomik ve sosyal düzeninin mekândaki karşılığıdır. Bir kentin nasıl konut ürettiği,

kim için konut ürettiği, konutun ne kadar pahalı olduğu, kamusal alanın nasıl tasarlandığı,

sokağın kime ait olduğu aslında mimarlığın dışındaki meseleler değildir.


BİR KEPENK, BİR KALDIRIM VE BÜYÜK BİR TARİH

Fotoğraftaki kepenk de tesadüfi bir yüzey değildir.

Luggage Store, San Francisco’nun sanat hayatında uzun süredir kamusal sanat, mural ve topluluk odaklı çalışmalarla ilişkilenen bir yapı. Kurum 1007 Market Street’teki Walker Building’de faaliyet gösteriyor.

Yani burada sanat, galerinin beyaz duvarlarının içine kapanmıyor.

Sokağa çıkıyor. Kepenge geliyor. Kentle karşılaşıyor.

Ve kent tarafından yeniden yorumlanıyor. Belki de mural sanatının en önemli özelliği burada:

Müze ziyaretçisine değil, yoldan geçen insana konuşur. Kim olduğunu bilmediğiniz biri önünden geçer.

Belki sanat tarihini bilmiyordur. Belki Douglas Miles’ın kim olduğunu bilmiyordur.

Belki Ramaytush Ohlone halkının tarihini hiç duymamıştır. Ama iki kelimeyi görür:

ORIGINAL LANDLORD. Ve belki ilk kez sorar: “İlk ev sahibi kimdi?”


DUVAR KONUŞUYOR, KALDIRIM SUSUYOR

Fotoğrafın en güçlü tarafı belki de budur. Duvar konuşuyor. Kaldırım susuyor.

Duvar bize tarih anlatıyor. Kaldırım bize bugünümüzü gösteriyor.

Duvar: “Original Landlord.” diyor. Kaldırım ise hiçbir şey söylemeden başka bir soru bırakıyor:

“Peki bugün bu kentte kimin evi var?” Bu insanın kendi mesajı değildir. Onun adına konuşmak da doğru değildir.

Ama onun varlığı, fotoğrafın anlamını değiştirir. İşte kent fotoğrafının gücü de burada. Fotoğraf bazen açıklamaz.

Yan yana getirir. Ve yan yana gelen şeyler birbirine soru sormaya başlar.


MİMARIN OBJEKTİFİ NEYİ GÖRÜR?

Belki de Ender Özışık’ın San Francisco resimlerini yalnızca mimari eskizler veya seyahat izlenimleri olarak görmemek gerekir.

Bir mimar kente baktığında cepheyi görür. Ama cephe ile kaldırım arasındaki ilişkiyi de görebilir.

Meydanı görür. Ama meydanda kimin bulunduğunu da sorabilir. Bir binayı görür.

Ama o binanın kimin için yapıldığını merak edebilir. Ve bazen bir kepenk üzerinde yazan iki kelimeye takılabilir:

Original Landlord. Çünkü o iki kelime, mimariyi aşarak mülkiyet tarihine açılır.

Mülkiyet tarihinden toplumsal tarihe, toplumsal tarihten kent hakkına. Kent hakkından ise yeniden insana.


KİMİN KENTİ, KİMİN EVİ?

Belki bu sorunun tek bir cevabı yok.

San Francisco’nun ilk sakinleri açısından başka bir cevabı var.

Bugünün mülk sahipleri açısından başka.

Kiracılar açısından başka.

Sokakta yaşayanlar açısından başka.

Kenti ziyaret eden turist açısından başka.

Mimarı açısından başka.

Ve belki kentin kendisi açısından daha da başka.

Çünkü kentler insanlardan daha uzun yaşar.

İnsanlar gelir.

İnsanlar gider.

Binalar yapılır.

Yıkılır.

Mülkiyet el değiştirir.

Kiracılar değişir.

Şehirler büyür.

Ama toprak oradadır.

Bu yüzden “Original Landlord” ifadesi yalnızca geçmişe bakmıyor olabilir.

Bugüne de bakıyor.

Ve geleceğe de.


MAL SAHİBİ, MÜLK SAHİBİ…

Belki San Francisco’daki o kepenge bakarken Türkçedeki eski söz yeniden aklımıza geliyor:

Mal sahibi, mülk sahibi… Peki gerçekten kim? İlk sahibi kim?

Bugünkü sahibi kim? Yarınki sahibi kim? Ve insanın sahip olduğunu düşündüğü şeyler, aslında insanın kendisinden ne kadar uzun yaşayacak?

Belki mesele mülkiyetin doğru ya da yanlış olması değil. Belki mesele, mülkiyetin bizi kente nasıl bağladığını yeniden düşünmek.

Çünkü bir kenti yalnızca sahip olduklarımız üzerinden değil, orada nasıl yaşadığımız üzerinden de tanımlamak mümkün.

San Francisco’da bir kepenk üzerinde yer alan bir yerli figür, önünde uyuyan bir insan

ve iki kelime: ORIGINAL LANDLORD

Bize kesin bir cevap vermiyor. Tam tersine soruyu büyütüyor:

Kimin kenti? Kimin toprağı? Kimin evi? Ve en sonunda…

Kimin gerçekten “sahibi”?

Belki de iyi bir kent okumasının amacı cevap vermek değildir. Soruyu doğru yere bırakmaktır.

ARCHIMADE.COM.TR — Mimar Gözüyle
Ender Özışık’ın San Francisco kent resimleri serisinden bir okuma.

#Archimade
#ArchimadeGaleri
#MimarGözüyle
#EnderÖzışık
#SanFrancisco
#KentiOkumak
#KentinHafızası
#KentOkuması
#KentSosyolojisi
#KentVeİnsan
#KentHakkı
#KamusalAlan
#KentselYaşam
#Mimarlık
#Mimari
#MimarlıkKültürü
#Architecture
#Urbanism
#UrbanCulture
#UrbanSociology
#ArchitectureAndSociety
#MuralArt
#StreetArt
#PublicArt
#DouglasMiles
#OriginalLandlord
#NativeAmericanArt
#Ohlone
#RamaytushOhlone
#SanFranciscoArt
#Homelessness
#HousingCrisis
#Mülkiyet
#Toprak
#KentHakkı
#KiminKenti
#KiminEvi
#MeydanOkumak
#KentiOkumak
#KartpostalınDışında
#GörüneninÖtesinde

BENZER İÇERİKLER

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

REKLAM

spot_imgspot_imgspot_imgspot_img

Son Eklenenler